
Öğretim Görevlisi Sözer Akyıldırım konuşmasında şunları söyledi;
Azerbaycan halkının Türkiye ile doğal yakınlığı, Sovyetler Birliğini soğuk savaş yılları boyunca endişelendiren ana konulardandı. Moskova izlediği politikalarla bu bağı zayıflatmaya çalışmıştı.1920’lerin ortasında ülkede kullanılan Arap Alfabesi önce Latin, sonra Kiril alfabesine dönüştürüldü. Aynı süreçte, Azerbaycan ve Nahçıvan arasında yer alan Zengezur bölgesini Ermenistan’a bağlayarak, Nahçıvan’ın Bakü ile karayolu bağlantısını kopardı. Stalin döneminde de kimliklerinde Türk yazan bu halka Türk değil Azeri’siniz denildi.1980’lere gelindiğinde tarihin akışı günümüzü de belirleyecek şekilde değişiyordu.1985 yılında Sovyetler Birliğinde Gorbaçov’un başlattığı açıklık ve yeniden yapılanma hareketi Cumhuriyetlerdeki bağımsızlık isteklerini artırıyordu. Sovyetler Birliği dağılmaya başlamıştı.
18 Ekim 1991’de Azerbaycan Yüksek Sovyet’i şimdiki Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi, Azerbaycan’ın Bağımsızlık Deklarasyonuyla ilgili Anayasa Yasasını kabul etti.20.yüzyılın sonunda Sovyetler Birliğinin yıkılışının ardında, Azerbaycan halkı 20. Yüzyılda ikinci defa kendi kaderini belirleme şansını yakalayarak bağımsızlığını ilan etti.29 Aralık 1991’de Azerbaycan’da yapılan halk oylamasında Azerbaycan halkı bağımsızlığından yana oy (nüfusun %95’i) kullandı. Mayıs 1992’de Azerbaycan Milli Meclisi, Ahmed Cavad’ın şiiri ve Üzeyir Hacibeyov’un bestesi ile Azerbaycan marşını onayladı. Ardından, parlamento tarafından,3 renkli ve Ay Yıldızlı “Devlet Bayrağı” ve Devlet Arması “onaylandı.
Azerbaycan’ın 1920’lerde sona eren kısa bağımsızlık dönemine damgasını vurmuş Mehmet Emin Resul zadenin dediği gibi “ Bir kere Yükselen Bayrak Bir daha İnmezdi ”Bayrak bir defa kaldırılmıştı, Azerbaycan Türkü gücünün farkına varmış, binlerce şehit vererek bağımsızlığını dünyaya ilan etmişti.