banner262
Öne Çıkanlar kent yaşam gazetesi Cevat Ş. (42) Yıldız Asyalı Assassins Creed: Unity PCde bedava oldu Metsovo

"Türkiye’de günde 39 milyon saat oyun oynanıyor"

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, şu anda dünyada 1,5 milyar dijital oyuncunun olduğunu belirterek, "ürkiye’de bunun maddi iş hacmi 400 ila 500 milyon dolar civarında ve Türkiye’de günde 39 milyon saat oyun oynanıyor. Bu çok ciddi bir rakam" dedi.

- Bu haber 18 kez okundu.

"Türkiye’de günde 39 milyon saat oyun oynanıyor"
banner263

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, şu anda dünyada 1,5 milyar dijital oyuncunun olduğunu belirterek, "ürkiye’de bunun maddi iş hacmi 400 ila 500 milyon dolar civarında ve Türkiye’de günde 39 milyon saat oyun oynanıyor. Bu çok ciddi bir rakam" dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Diplomasi ve İşbirliği Gençlik Derneği (YCDC) tarafından belirli temaları merkez alarak yılda iki kez uluslararası forumlarda genç akademisyenleri bir araya getirdiği Genç Akademisyenler Forumu’na katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Kılıç, İslamofobi konusunu ele aldı.

“GEERT WİLDERS, SÖZÜM ONA SİYASETİNİ TAMAMEN NEFRET VE YABANCI DÜŞMANLIĞI ÜZERİNE KURMUŞ”

“Türkiye’yi ve genel anlamda tüm dünyayı tehdit eden, özellikle insanların birbiriyle olan yakınlıklarını tehdit eden, onların birbiriyle olan iletişimini tehdit eden, ayrılıkçı fikirlerin ve birbirinden uzaklaştıran, duvar ören fikirlerin, korkuların farklı şekilde ortaya çıktığı bir dünyadayız” diyen Bakan Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İslamofobi, bu tehditlerin belki de şu anda en tehlikelisi. Çünkü, bu tek taraflı olarak ortaya atılan ve tek taraflı olarak kullanılan, sömürülen bir korku. Kendisini Müslümanlığın dışında görüp Müslümanlara karşı, İslama karşı nefret besleyen, içerisinde insanlığa karşı da sevgi eksikliği olan bir takım grupların, insanların, akımların İslam düşmanlığı olarak ortaya koydukları, Müslümanlara karşı ayrımcı yaklaşımlarla giriştikleri bir nefret sarmalı. Bir de kendisinin Müslüman olduğunu iddia ederek ve bu anlamda ortaya çıkıp dini adına bir takım şeylere, şiddete giriştiğini iddia edenler var örneğin DEAŞ gibi. DEAŞ’ın İslamiyetle, Müslümanlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmalarında dile getirmiş olduğu bir söz var ‘Öldüren de Allahuekber diye bağırıyor, öldürülen de, burada bir hata var’, burada çok ciddi bir hata var. Yakın zamanda Avrupa’da yapılan seçimler. Örneğin Hollanda’da, orada Geert Wilders diye bir kişi var, sözüm ona siyasetini tamamen tek bir şeyin üzerine kurmuş; nefret, yabancı düşmanlığı. Avrupa’da, aşırı sağcılık diye tabir edilen akım, başka hiçbir şeyi yok. İnsanlıktan da insani duygulardan da anladığımız kadarıyla nasibini almamış bir kişi. Çünkü ortaya koymuş olduğu yaklaşımların içerisinde tek bir şey var, nefret. Tanımadığı, anlamadığı, kendisinden olmadığını iddia ettiği insanlara karşı yani işin özü ırkçılık, aşırı sağcılık, ötekileştirme, kendinden olmayanı kabul etmeme. Bunları ortaya koyduğunuzda bunlar çok tehlikeli işlerdir çünkü döner dolaşır ve gelir sizi vurur.”

“DÜNYA ÜZERİNDE ŞU ANDA İSLAMOFOBİK OLARAK SUİSTİMAL EDİLEN TERİMLERDEN BİRİSİ CİHAT”

Bir kişinin sakalı olduğu için farklı bir muamele görebileceğini kaydeden Bakan Kılıç, “İnancı gereği baş örtüsü taktığı için hanımefendilere karşı girişilen bir takım ayrılıkçı ve uzaklaştırıcı söylemler, tam aksini de görüyoruz. Onun için burada bizim üstümüze düşen görev; özellikle sadece algılar üzerinden değil gerçekler üzerinden işin temeline inmemiz. Dünya üzerinde şu anda islamofobik olarak özellikle ortaya konulan, istismar edilen terimlerden birisi nedir? Cihat. Ademoğlunun, yaratılmışların en büyük Cihadı kendisi iledir. Diğer bir kelime: Şeriat. Birçok yabancı televizyon kanalında ve maalesef Müslüman olduğunu dile getiren basında Şeriat da çok yanlış bir şekilde yansıtılıyor. Bu anlamda ortaya konulan yanlış, eksik, algı operasyonlarıyla ortaya konulan bilgilerin ışığında yapılan hareketler yanlış yere götürür, sonuç: Geert Wilders. Geert Wilders gibi kişiler ve onun temsil ettiği akım neyi anlattığını da bilmiyor, neye hakaret ettiğini de bilmiyor” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’DE GÜNDE 39 MİLYON SAAT OYUN OYNANIYOR”

Bakan Kılıç, şu anda dünyada 1,5 milyar dijital oyuncunun olduğunu bildirerek, “Türkiye’de yaklaşık 25 milyon. İş hacmi olarak bu sektöre baktığınızda dijital oyunlar sektörünün iş hacmi, 110 milyar dolar civarında. Dolayısıyla ne kadar büyük bir maddi kaynağın bu iş için kullanıldığı, uluslararası camiada bu ortada. Türkiye’de bunun maddi iş hacmi 400 ila 500 milyon dolar civarında ve Türkiye’de günde 39 milyon saat oyun oynanıyor. Bu çok ciddi bir rakamdır, çok ciddi bir zaman diliminin ve maddi kaynağın buraya aktarıldığını görmekteyiz. Problem çözme, mantık yürütme, birden fazla işi bir arada yapabilme kabiliyetlerini bu dijital oyunlar geliştiriyor mu? Doğrudur, geliştiriyor ama bunun yanında bir de alıp götürdükleri var; sosyalleşme, fiziksel aktiviteleri yerine getirme. Tabii ki dijital dünyanın içerisinde olacağız, belki en önde olacağız, dijital dünyanın getirdiklerinden en iyi şekilde faydalanacağız ama neler getirip götürdüğünü de iyi bileceğiz. Yani bilinçli olacağız. Özellikle bilgisayar oyunlarının bazılarının içerisinde dinimizin sembolleri ve aynı zamanda mukaddes bildiklerimizle ilgili olarak çok ciddi yanlışlıklar ve hatalar var. Şimdi büyük şirketlerin kimisi diyor ki ‘Ne yapmaya çalışıyorsunuz?’ pasta büyük. Yapmaya çalıştığımız tek şey, algı yönetimini olumsuz anlamda yapmalarına izin vermemek. Belki bazılarının bundan haberi bile yok, bu da olabilir, mümkündür, herkes her şeyi bilecek diye bir şey yok. Hassasiyetleri belki bu noktada yeterince üst seviyede olmadığı için bunu dikkate almamıştır. Anlatıldığında , söylendiğinde inanıyorum ki birçoğu ‘Evet burada biz bir hata yapmışız, bunu düzeltelim’ diyecektir. Bunun farkındalığını ortaya koymak için üzerimizde sorumluluk var. Biz bunu yapmaya çalışıyoruz ve üretilen dijital oyunlar içerisinde Müslümanlarla ve İslamiyetle ilgili olarak İslamofobik birtakım unsurların içerisine yerleştirilmesinin karşısında da biz çalışacağız” ifadelerini kullandı.

“EKRANDA YAŞADIĞINIZ BELLİ BİR SÜRE SONRA SİZİN ZİHNİNİZDE GERÇEKLİK OLARAK ORTAYA ÇIKAR”

Günümüzde bakıldığı zaman dijital oyunların ciddi anlamda propaganda aracı olarak kullanılmaya müsait olduğunu söyleyen Bakan Kılıç, “Bizim burada yapmamız gereken şey ne? İnsanlığın temelindeki birbirine karşı olan anlayışı ve sevgiyi ortaya çıkaracak unsurların içerisinde daha fazla olmaktır. Bu dünyayı nefret üzerine inşa edersek o zaman işin sonunda ancak çatışmaya gideriz. Dolayısıyla dijital oyunlarda da kullanabileceğiniz algıyı doğru yöne yönetebileceğiniz unsurlar mevcuttur. Ortaya konulmuş olan bazı olumsuzlukların varlığını aynı zamanda kaldırmak da sorumluluktur. Örneğin bir oyunun içerisinde bir minarenin havaya uçurulması, bombalanıyor ve havaya uçuruluyor veya sürekli kötülerin hep belli bir bölgeye mensup olması. Biz teröristin, katilin hangi dine mensup olduğu veya nereden geldiğiyle ilgilenmeyiz, terörist teröristtir, katil de katildir. Dolayısıyla bu tip şeylerin içerisinde olunmaması gerektiğini tüm dünyaya sürekli söylüyoruz. Özellikle algıların üzerine kurulan bir dünyada yaşıyoruz ve maalesef 140-160 karakterle yazılan o kısacık mesajların üzerine kurulan dünya. Tabii ki sosyal medya olacak, tabii ki günümüzün dijital çağı içerisindeki, iletişim araçları içerisinde kullanılacak olan çok ciddi bu araçlar olacak ama bir şeyi de unutmayacağız; insanın insanla olan iletişimi beş duyusu ve hisleri üzerine kuruludur, bunu kenara atamazsınız. Ama bu dijital dünyanın getirdiği dezavantajlardan bir tanesi de şudur: Sizin 5-6 düğmeye basarak konsolda oynadığınız, ekranda yaşadığınız belli bir süre sonra sizin zihninizde gerçeklik olarak ortaya çıkar” değerlendirmelerinde bulundu.

“NEFRETİNİ KUSAN, İNSANLIĞA KARŞI VAHŞETLE BAKAN BU ZAVALLILARA KARŞI BİR ŞEY SÖYLENDİĞİ ZAMAN DA BOZULUYORLAR”

Bakan Kılıç, oyun camiasının içinde olanların bunun böyle olmadığını söyleyeceklerini belirterek, “Gerçekleri söyleyeceğiz, dünya 140-160 karakterden oluşmuyor. Hayat, ekranda gördüğünüz özgeçmişinizi gösteren bilgilerden oluşmuyor. Çünkü insanının göz göze baktığı, birbirinin duygusunu hissettiği, sevgisi, korkusu, kızgınlığı, insanız ya bazen bir bakışla dilediğimizi dile getiririz. Ama şöyle bir dünya oluyor; aslında göz göze, yüz yüze baktığınızda söyleyemediğiniz birçok şeyi telefonla yazarken, e-maille yazarken veya oyun oynarken çok rahat dile getiriyorsunuz. Karşılıklı olsanız belki onun yarısını bile söyleyemezsiniz. İslamofobi açısından baktığımızda birçok uluslararası kuruluşun da buna karşı ciddi bir çalışma içine girmesi gerektiğini düşünüyorum. Aşırı sağ dendiği zaman ne tasvir edildiğini hepimiz biliyoruz, fikir özgürlüğü deniliyor da o fikirlerin de ortaya ne koyduğunu gördüğünüz zaman tüyleriniz ürperiyor, söyleyince de alınıyorlar. Ama nefret suçunu ortaya koyan, nefretini kusan, insanlığa karşı bu kadar vahşetle bakan ve aslında aciz içerisinde olan bu zavallılara karşı bir şey söylendiği zaman da bozuluyorlar. Bozulmayacaksınız, her söylenenin karşısında bir tepkinin geleceğini bileceksiniz. Eğer siz çıkar da benim kutsalıma, düşünceme hakaret ederseniz cevabını alırsınız, bu kadar basittir. O çıkacak istediği gibi konuşacak ama ben cevap vermeyeceğim böyle bir dünya yok ama biz edeple yapacağız bunu, bize öğretilen şekilde yapacağız. Biz adil olacağız ama acımayacağız tabii İslamofobik yaklaşımların içerisinde suistimal edilen unsurlar var. Örneğin, FETÖ terör örgütü bunlardan bir tanesi. Sözüm ona bir dini kisvenin arkasına sığınarak yapılabilecek en ağır, en vahşi işleri yapabilecek duruma gelen bir terör örgütü ama bir şeyin arkasına gizlenmeye çalışıyor. Bunlara aldanmayacağız veya başka terör örgütlerinin kendilerini saklamak için ortaya koydukları bir takım algılar, perdeler. Kusura bakmayın biz bunların hiçbirine kanmayacağız ve bunun karşısında ‘İşte görüyor musunuz falanca örgüt bunu yaptığı için biz buradan bütün bu inanca mensup olanları göndermeliyiz’, siz neyi konuşuyorsunuz? Neyi söylemek istiyorsunuz? Avrupa Birliği ülkelerinin ve genel anlamda Avrupa kıtasının bugün gelmiş olduğu refah seviyesine ulaşmasında farklı ülkelerden gelen, farklı inançlara mensup olan birçok insanın emeği var. Bunu görmezden gelemezsiniz. Ve şu anda o insanların torunlarına ve çocuklarına ‘Bu ülkeyi terk edin’ diyemezsiniz. Buna hakkınız yok. Farklı ülkelerde o ülkenin gelişimine katkıda bulunmuş insanların çocuklarına, torunlarına ‘Bu ülkeyi terk edin, buradan gidin’ diyemezsiniz, böyle bir hakkınız yoktur. Ama şunu söylüyoruz, gelin hep beraber nefrete, ayrımcılığa, aşırılığa karşı mücadele edelim, bunu hep beraber yapalım. İşte dijital oyunların içerisinde yer alan İslamofobik yaklaşımları ve ögeleri kaldıralım, bunları yok edelim. Yine oyun oynayalım, bunun dışında kalalım demiyorum ama doğru yönlendirelim” diye konuştu.

İlk forum, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın desteğiyle 22-27 Mayıs tarihlerinde Ankara’da ‘İslamofobi’ üzerine düzenleniyor. Forum, İslamofobi konusunda çalışmalarda bulunan seçkin ve genç akademisyenlere ev sahipliği yapıyor. Forumun amacı ise dünyanın dört bir yanından İslamofobi üzerine uzmanlaşmış akademisyenler ve bu alanda yüksek lisans ve doktora düzeyinde çalışmalarına devam eden öğrencilerin İslamofobi konusunu kendi tecrübeleri ve çalışmaları çerçevesinde tartışabilecekleri entelektüel bir alan oluşturmak. Program, 4 gün boyunca devam edecek.

(Goncagül Özcan - Emre Yüzügüldü /İHA)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259