Öne Çıkanlar kent yaşam gazetesi Bakırköy Belediye İmar Müdürlüğü ISU Abdurrıza Rahmani Fazli Diyanet İşleri

Rus Büyükelçinin hayatını kaybettiği saldırıyı değerlendirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor" dedi. CHP Genel...

- Bu haber 7 kez okundu.

Rus Büyükelçinin hayatını kaybettiği saldırıyı değerlendirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Terör, terörün amacı, teröristin amacı bellidir. Toplumda yılgınlık yaratmaktır terörün amacı. Baskıyla, kanla, acıyla gözyaşıyla istediklerini siyasi iktidara, topluma dikte ettirmektir. O nedenle söyledik, hep söyledik, yine söylüyorum, gerekçesi ne olursa olsun, nereden kimden gelirse gelsin bu ülkenin bütün vatandaşları terör karşısında olumlu bir tavır takınmak zorundadırlar. Hep birlikte terörü lanetlemek ve kınamak zorundayız. Teröre karşı bizden ne istiyorsa vermeye hazırız dedik, açık çek verdik size, siz devleti yönetiyorsunuz, bizden birşey istediniz vermediysek gelin bizi suçlayın. Ben terörü engelleyecektim, CHP şuna engel oldu. Neye engel olduk biz? Biz sizden sadece birşey istiyoruz, bu memlekette huzur, barış istiyoruz, analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede, bütün sokaklarda vatandaşlarımız huzur içinde gezsin istiyoruz. Eğer mücadele ise her türlü mücadeleyi vermeye hazırız. Terör konusunda mücadele, ciddi bir iştir. İstihbaratı çöken bir ülkede terörle mücadele yapılmaz. Ciddi ve güçlü bir istihbaratınızın olması lazım. Aynı zamanda teröre karşı diğer istihbarat örgütleriyle sıcak, yakın ilişki kurmak gerekiyor. Çünkü terör sadece yurtiçinde olan bir olay değil, yurtdışı kaynakları var terörün. Terörle mücadelede en etkili yol, terörün finansman kaynaklarını kesmektir. 3 bin 5 bin kişiyi besleyen bir terör örgütünü hiç mi merak etmiyorlar, bunların paraları nereden geliyor? Hiç mi üzerinde durmuyorlar, bunlar hangi kaynaklardan besleniyorlar?" ifadelerini kullandı.

“BU YOLLA TERÖR ÖNLENMEZ DEDİK”
"Bir devletin yapılanmasında bu sorular sorulmuyorsa terörle mücadele edilemez" diyen Kılıçdaroğlu, "Terörle mücadele akıl, bilgi işidir en önemlisi liyakat işidir. Siz, devlete liyakatı tamamen çökertirseniz terörle mücadee edemezsiniz. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Terörle mücadelede ayrıca dış politikaya da dikkat etmek zorundasınız. Komşunuzda yangın varsa elinizde benzin bidonu varsa terörü engelleyemezsiniz. Hiç kimse unutmasın o yangın sizin evinize de sıçrar, kimse unutmasın. Bugün geldiğimiz nokta budur. Siz terörle mücadele edeceksiniz, terör örgütünün üyesi saydığınız kişileri Ankara’ya davet etmeyecek, ayağına kırmızı halı sermeyeceksiniz. Terörle mücadele edecekseniz, devletin yani meşru bir organı gayrimeşru bir organla terör örgütüyle muhatap kılmayacak, masaya oturmayacaksınız. Oslo’da masaya oturdunuz, Habur’da masaya oturunuz. Terör örgütünün ayağına hakimleri, savcıları götürdünüz. İmralı’da masalar kurdunuz. Defalarca söyledik, bu yol yol değildir. Bu yolla terör önlenmez dedik. Bize dediler ki ’susun kardeşim, biz önleyeceğiz bunu’. Şunu söyledim, bu yolla dahi önlerseniz önce gelip ben sizi tebrik edeceğim ama önleyemediler. Faturayı kim ödüyor? Bu Ankara’da iktidar olan beylerin çocukları mı ödüyor? Hiçbirisi bile askere gitmiyor onların. Bu ülkenin gariban Anadolu vatandaşlarının çocukları ödüyor" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Babalar, gencecik fidan gibi çocuklarını mezara veriyorlar. Bunun üzerinde hepimizin durması lazım. Vicdanım sızlıyor, emin olun vicdanım sızlıyor. Böyle bir devlet yönetimi olamaz. 2002’de terörsüz bir Türkiye devralacaksın, 14 yılda Türkiye’yi terör batağının içine bırakacaksın. Nasıl oluyor bunlar? Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Rakamı da vereyim, 20 Temmuz’dan bu yana 843 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Siyasi sorumlusu kim bunların? Bir Allah’ın kulu da çıkıp, bu işin siyasi sorumluluğu bana aittir, ben önleyemedim ve bu nedenle görevi bırakıyorum dedi mi, demediler. Niye demiyor? Peki bu işin sorumlusu kim, bakkal mı, manav mı, sanayici mi? Ülkeyi yönetendir bu işin sorumluları. Yeri zamanı geliyor, koro halinde havuz medyası CHP’yi suçluyor. Allah akıl fikir versin bunlara, anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Terörü önleyecekseniz, radikal cihatçı gruplara kucak açmayacaksınız, onlara silah göndermeyeceksiniz, onları korumayacaksınız. Onların arkasında durmayacaksınız, durursanız terör batağı içinde bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya kalırız."

“AZMETTİRENLERİ BULMAMIZ GEREKİYOR”
Dün akşam, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Yakışmıyor Türkiye’ye, yakışmıyor. Öldüren kişinin bir polis olması, ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. O kişinin canlı yakalanmayıp da öldürülmesi yine ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. Kimse yok, niye canlı yakalamıyorsun? Kaldı ki bu saygıdeğer büyükelçi Türkiye ile Rusya ilişkilerinin düzelmesi için olağanüstü çaba harcayan bir büyükelçi. Uçak krizini karşılıklı giderelim diye çaba harcayan birisiydi. Kendisine ve Rus halkına başsağlığı ve taziyelerimizi iletiyoruz. Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikaste kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor. Kim azmettirdi, kim silahı verdi, kim söyledi? Fotoğraflara bakın arkasında duruyor, büyük bir kararlılıkla duruyor. Silahı çekiyor, sloganlar atıyor, vurduktan sonra yere düşen Büyükelçiyi ayrıca kurşunluyor. Böyle bir tablo, bu ülkenin vatandaşlarının hakettiği bir tablo değildir. Şiddetle kınıyoruz böyle bir tabloyu ve hükümet yetkililerine de sesleniyoruz. Bunun faillerini bulun yargının önüne çıkarın. Ne kadar çıkarırlar bilmiyorum" dedi.

NECİP HABLEMİTOĞLU SUİKASTI
Kılıçdaroğlu, tarihçi, yazar Necip Hablemitoğlu’nun da faili meçhul bir saldırıya kurban gittiğini anlatarak, "Dosya yine açılıyor? Düne kadar niye kapalıydı da dosyayı şimdi açıyorsun? Azmettirenler bulunmalı. Biz bütün bunları konuşurken, düşünürken bir gazeteci daha hapse atıldı. Hüsnü Mahal. Televizyonlarda program yapan, yazılar yazan bir gazeteci. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesini arzu eden bir gazeteci ve sağlık sorunu olan bir gazeteci. Çağırıyorsunuz, saatlerce, günlerce bekletiyorsunuz, sonra tutuklanmasına karar veriyorsunuz ama tutuklarken, ilk tutuklama gözaltına alma kararını tutuklama aşamasında değiştiriyorsunuz çünkü ona göre tutuklanamıyor ve o hakim tutukluyor. Yargıcın namusu adaletli davranmaktan geçer, adaletli davranmaktan. Siyasi iktidarın sopası konumuna gelen, onun emrini yerine getiren kişilere hakim denmez, onlar hakim, yargıç değillerdir. Dolayısıyla hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Eline silah mı aldı, birisini mi vurdu, gazetecinin elinde kalemi var. 146 gazeteci hapisteydi, oldu 147. Dünyada en çok hapishanelerinde gazeteci olan ülkeyiz, biz bunları görüşüyor, tartışıyoruz ama bu Ankara’daki beylerin niyetleri farklı, amaçları da farklı, bütün bu olayları görmezlikten geliyor, onların bir tek derdi var, nasıl biz birisini başkan yapacağız? Bütün dertleri bunun üzerine kurulu" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, Rusya Büyükelçisi suikastını değerlendirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirterek, "Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Terör, terörün amacı, teröristin amacı bellidir. Toplumda yılgınlık yaratmaktır terörün amacı. Baskıyla, kanla, acıyla gözyaşıyla istediklerini siyasi iktidara, topluma dikte ettirmektir. O nedenle söyledik, hep söyledik, yine söylüyorum, gerekçesi ne olursa olsun, nereden kimden gelirse gelsin bu ülkenin bütün vatandaşları terör karşısında olumlu bir tavır takınmak zorundadırlar. Hep birlikte terörü lanetlemek ve kınamak zorundayız. Teröre karşı bizden ne istiyorsa vermeye hazırız dedik, açık çek verdik size, siz devleti yönetiyorsunuz, bizden birşey istediniz vermediysek gelin bizi suçlayın. Ben terörü engelleyecektim, CHP şuna engel oldu. Neye engel olduk biz? Biz sizden sadece birşey istiyoruz, bu memlekette huzur, barış istiyoruz, analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede, bütün sokaklarda vatandaşlarımız huzur içinde gezsin istiyoruz. Eğer mücadele ise her türlü mücadeleyi vermeye hazırız. Terör konusunda mücadele, ciddi bir iştir. İstihbaratı çöken bir ülkede terörle mücadele yapılmaz. Ciddi ve güçlü bir istihbaratınızın olması lazım. Aynı zamanda teröre karşı diğer istihbarat örgütleriyle sıcak, yakın ilişki kurmak gerekiyor. Çünkü terör sadece yurtiçinde olan bir olay değil, yurtdışı kaynakları var terörün. Terörle mücadelede en etkili yol, terörün finansman kaynaklarını kesmektir. 3 bin 5 bin kişiyi besleyen bir terör örgütünü hiç mi merak etmiyorlar, bunların paraları nereden geliyor? Hiç mi üzerinde durmuyorlar, bunlar hangi kaynaklardan besleniyorlar?" ifadelerini kullandı.

“BU YOLLA TERÖR ÖNLENMEZ DEDİK”
"Bir devletin yapılanmasında bu sorular sorulmuyorsa terörle mücadele edilemez" diyen Kılıçdaroğlu, "Terörle mücadele akıl, bilgi işidir en önemlisi liyakat işidir. Siz, devlete liyakatı tamamen çökertirseniz terörle mücadee edemezsiniz. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Terörle mücadelede ayrıca dış politikaya da dikkat etmek zorundasınız. Komşunuzda yangın varsa elinizde benzin bidonu varsa terörü engelleyemezsiniz. Hiç kimse unutmasın o yangın sizin evinize de sıçrar, kimse unutmasın. Bugün geldiğimiz nokta budur. Siz terörle mücadele edeceksiniz, terör örgütünün üyesi saydığınız kişileri Ankara’ya davet etmeyecek, ayağına kırmızı halı sermeyeceksiniz. Terörle mücadele edecekseniz, devletin yani meşru bir organı gayrimeşru bir organla terör örgütüyle muhatap kılmayacak, masaya oturmayacaksınız. Oslo’da masaya oturdunuz, Habur’da masaya oturunuz. Terör örgütünün ayağına hakimleri, savcıları götürdünüz. İmralı’da masalar kurdunuz. Defalarca söyledik, bu yol yol değildir. Bu yolla terör önlenmez dedik. Bize dediler ki ’susun kardeşim, biz önleyeceğiz bunu’. Şunu söyledim, bu yolla dahi önlerseniz önce gelip ben sizi tebrik edeceğim ama önleyemediler. Faturayı kim ödüyor? Bu Ankara’da iktidar olan beylerin çocukları mı ödüyor? Hiçbirisi bile askere gitmiyor onların. Bu ülkenin gariban Anadolu vatandaşlarının çocukları ödüyor" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Babalar, gencecik fidan gibi çocuklarını mezara veriyorlar. Bunun üzerinde hepimizin durması lazım. Vicdanım sızlıyor, emin olun vicdanım sızlıyor. Böyle bir devlet yönetimi olamaz. 2002’de terörsüz bir Türkiye devralacaksın, 14 yılda Türkiye’yi terör batağının içine bırakacaksın. Nasıl oluyor bunlar? Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Rakamı da vereyim, 20 Temmuz’dan bu yana 843 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Siyasi sorumlusu kim bunların? Bir Allah’ın kulu da çıkıp, bu işin siyasi sorumluluğu bana aittir, ben önleyemedim ve bu nedenle görevi bırakıyorum dedi mi, demediler. Niye demiyor? Peki bu işin sorumlusu kim, bakkal mı, manav mı, sanayici mi? Ülkeyi yönetendir bu işin sorumluları. Yeri zamanı geliyor, koro halinde havuz medyası CHP’yi suçluyor. Allah akıl fikir versin bunlara, anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Terörü önleyecekseniz, radikal cihatçı gruplara kucak açmayacaksınız, onlara silah göndermeyeceksiniz, onları korumayacaksınız. Onların arkasında durmayacaksınız, durursanız terör batağı içinde bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya kalırız."

“AZMETTİRENLERİ BULMAMIZ GEREKİYOR”
Dün akşam, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Yakışmıyor Türkiye’ye, yakışmıyor. Öldüren kişinin bir polis olması, ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. O kişinin canlı yakalanmayıp da öldürülmesi yine ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. Kimse yok, niye canlı yakalamıyorsun? Kaldı ki bu saygıdeğer büyükelçi Türkiye ile Rusya ilişkilerinin düzelmesi için olağanüstü çaba harcayan bir büyükelçi. Uçak krizini karşılıklı giderelim diye çaba harcayan birisiydi. Kendisine ve Rus halkına başsağlığı ve taziyelerimizi iletiyoruz. Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikaste kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor. Kim azmettirdi, kim silahı verdi, kim söyledi? Fotoğraflara bakın arkasında duruyor, büyük bir kararlılıkla duruyor. Silahı çekiyor, sloganlar atıyor, vurduktan sonra yere düşen Büyükelçiyi ayrıca kurşunluyor. Böyle bir tablo, bu ülkenin vatandaşlarının hakettiği bir tablo değildir. Şiddetle kınıyoruz böyle bir tabloyu ve hükümet yetkililerine de sesleniyoruz. Bunun faillerini bulun yargının önüne çıkarın. Ne kadar çıkarırlar bilmiyorum" dedi.

NECİP HABLEMİTOĞLU SUİKASTI
Kılıçdaroğlu, tarihçi, yazar Necip Hablemitoğlu’nun da faili meçhul bir saldırıya kurban gittiğini anlatarak, "Dosya yine açılıyor? Düne kadar niye kapalıydı da dosyayı şimdi açıyorsun? Azmettirenler bulunmalı. Biz bütün bunları konuşurken, düşünürken bir gazeteci daha hapse atıldı. Hüsnü Mahal. Televizyonlarda program yapan, yazılar yazan bir gazeteci. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesini arzu eden bir gazeteci ve sağlık sorunu olan bir gazeteci. Çağırıyorsunuz, saatlerce, günlerce bekletiyorsunuz, sonra tutuklanmasına karar veriyorsunuz ama tutuklarken, ilk tutuklama gözaltına alma kararını tutuklama aşamasında değiştiriyorsunuz çünkü ona göre tutuklanamıyor ve o hakim tutukluyor. Yargıcın namusu adaletli davranmaktan geçer, adaletli davranmaktan. Siyasi iktidarın sopası konumuna gelen, onun emrini yerine getiren kişilere hakim denmez, onlar hakim, yargıç değillerdir. Dolayısıyla hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Eline silah mı aldı, birisini mi vurdu, gazetecinin elinde kalemi var. 146 gazeteci hapisteydi, oldu 147. Dünyada en çok hapishanelerinde gazeteci olan ülkeyiz, biz bunları görüşüyor, tartışıyoruz ama bu Ankara’daki beylerin niyetleri farklı, amaçları da farklı, bütün bu olayları görmezlikten geliyor, onların bir tek derdi var, nasıl biz birisini başkan yapacağız? Bütün dertleri bunun üzerine kurulu" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, Rusya Büyükelçisi suikastını değerlendirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirterek, "Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Terör, terörün amacı, teröristin amacı bellidir. Toplumda yılgınlık yaratmaktır terörün amacı. Baskıyla, kanla, acıyla gözyaşıyla istediklerini siyasi iktidara, topluma dikte ettirmektir. O nedenle söyledik, hep söyledik, yine söylüyorum, gerekçesi ne olursa olsun, nereden kimden gelirse gelsin bu ülkenin bütün vatandaşları terör karşısında olumlu bir tavır takınmak zorundadırlar. Hep birlikte terörü lanetlemek ve kınamak zorundayız. Teröre karşı bizden ne istiyorsa vermeye hazırız dedik, açık çek verdik size, siz devleti yönetiyorsunuz, bizden birşey istediniz vermediysek gelin bizi suçlayın. Ben terörü engelleyecektim, CHP şuna engel oldu. Neye engel olduk biz? Biz sizden sadece birşey istiyoruz, bu memlekette huzur, barış istiyoruz, analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede, bütün sokaklarda vatandaşlarımız huzur içinde gezsin istiyoruz. Eğer mücadele ise her türlü mücadeleyi vermeye hazırız. Terör konusunda mücadele, ciddi bir iştir. İstihbaratı çöken bir ülkede terörle mücadele yapılmaz. Ciddi ve güçlü bir istihbaratınızın olması lazım. Aynı zamanda teröre karşı diğer istihbarat örgütleriyle sıcak, yakın ilişki kurmak gerekiyor. Çünkü terör sadece yurtiçinde olan bir olay değil, yurtdışı kaynakları var terörün. Terörle mücadelede en etkili yol, terörün finansman kaynaklarını kesmektir. 3 bin 5 bin kişiyi besleyen bir terör örgütünü hiç mi merak etmiyorlar, bunların paraları nereden geliyor? Hiç mi üzerinde durmuyorlar, bunlar hangi kaynaklardan besleniyorlar?" ifadelerini kullandı.

“BU YOLLA TERÖR ÖNLENMEZ DEDİK”
"Bir devletin yapılanmasında bu sorular sorulmuyorsa terörle mücadele edilemez" diyen Kılıçdaroğlu, "Terörle mücadele akıl, bilgi işidir en önemlisi liyakat işidir. Siz, devlete liyakatı tamamen çökertirseniz terörle mücadee edemezsiniz. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Terörle mücadelede ayrıca dış politikaya da dikkat etmek zorundasınız. Komşunuzda yangın varsa elinizde benzin bidonu varsa terörü engelleyemezsiniz. Hiç kimse unutmasın o yangın sizin evinize de sıçrar, kimse unutmasın. Bugün geldiğimiz nokta budur. Siz terörle mücadele edeceksiniz, terör örgütünün üyesi saydığınız kişileri Ankara’ya davet etmeyecek, ayağına kırmızı halı sermeyeceksiniz. Terörle mücadele edecekseniz, devletin yani meşru bir organı gayrimeşru bir organla terör örgütüyle muhatap kılmayacak, masaya oturmayacaksınız. Oslo’da masaya oturdunuz, Habur’da masaya oturunuz. Terör örgütünün ayağına hakimleri, savcıları götürdünüz. İmralı’da masalar kurdunuz. Defalarca söyledik, bu yol yol değildir. Bu yolla terör önlenmez dedik. Bize dediler ki ’susun kardeşim, biz önleyeceğiz bunu’. Şunu söyledim, bu yolla dahi önlerseniz önce gelip ben sizi tebrik edeceğim ama önleyemediler. Faturayı kim ödüyor? Bu Ankara’da iktidar olan beylerin çocukları mı ödüyor? Hiçbirisi bile askere gitmiyor onların. Bu ülkenin gariban Anadolu vatandaşlarının çocukları ödüyor" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Babalar, gencecik fidan gibi çocuklarını mezara veriyorlar. Bunun üzerinde hepimizin durması lazım. Vicdanım sızlıyor, emin olun vicdanım sızlıyor. Böyle bir devlet yönetimi olamaz. 2002’de terörsüz bir Türkiye devralacaksın, 14 yılda Türkiye’yi terör batağının içine bırakacaksın. Nasıl oluyor bunlar? Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Rakamı da vereyim, 20 Temmuz’dan bu yana 843 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Siyasi sorumlusu kim bunların? Bir Allah’ın kulu da çıkıp, bu işin siyasi sorumluluğu bana aittir, ben önleyemedim ve bu nedenle görevi bırakıyorum dedi mi, demediler. Niye demiyor? Peki bu işin sorumlusu kim, bakkal mı, manav mı, sanayici mi? Ülkeyi yönetendir bu işin sorumluları. Yeri zamanı geliyor, koro halinde havuz medyası CHP’yi suçluyor. Allah akıl fikir versin bunlara, anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Terörü önleyecekseniz, radikal cihatçı gruplara kucak açmayacaksınız, onlara silah göndermeyeceksiniz, onları korumayacaksınız. Onların arkasında durmayacaksınız, durursanız terör batağı içinde bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya kalırız."

“AZMETTİRENLERİ BULMAMIZ GEREKİYOR”
Dün akşam, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Yakışmıyor Türkiye’ye, yakışmıyor. Öldüren kişinin bir polis olması, ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. O kişinin canlı yakalanmayıp da öldürülmesi yine ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. Kimse yok, niye canlı yakalamıyorsun? Kaldı ki bu saygıdeğer büyükelçi Türkiye ile Rusya ilişkilerinin düzelmesi için olağanüstü çaba harcayan bir büyükelçi. Uçak krizini karşılıklı giderelim diye çaba harcayan birisiydi. Kendisine ve Rus halkına başsağlığı ve taziyelerimizi iletiyoruz. Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikaste kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor. Kim azmettirdi, kim silahı verdi, kim söyledi? Fotoğraflara bakın arkasında duruyor, büyük bir kararlılıkla duruyor. Silahı çekiyor, sloganlar atıyor, vurduktan sonra yere düşen Büyükelçiyi ayrıca kurşunluyor. Böyle bir tablo, bu ülkenin vatandaşlarının hakettiği bir tablo değildir. Şiddetle kınıyoruz böyle bir tabloyu ve hükümet yetkililerine de sesleniyoruz. Bunun faillerini bulun yargının önüne çıkarın. Ne kadar çıkarırlar bilmiyorum" dedi.

NECİP HABLEMİTOĞLU SUİKASTI
Kılıçdaroğlu, tarihçi, yazar Necip Hablemitoğlu’nun da faili meçhul bir saldırıya kurban gittiğini anlatarak, "Dosya yine açılıyor? Düne kadar niye kapalıydı da dosyayı şimdi açıyorsun? Azmettirenler bulunmalı. Biz bütün bunları konuşurken, düşünürken bir gazeteci daha hapse atıldı. Hüsnü Mahal. Televizyonlarda program yapan, yazılar yazan bir gazeteci. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesini arzu eden bir gazeteci ve sağlık sorunu olan bir gazeteci. Çağırıyorsunuz, saatlerce, günlerce bekletiyorsunuz, sonra tutuklanmasına karar veriyorsunuz ama tutuklarken, ilk tutuklama gözaltına alma kararını tutuklama aşamasında değiştiriyorsunuz çünkü ona göre tutuklanamıyor ve o hakim tutukluyor. Yargıcın namusu adaletli davranmaktan geçer, adaletli davranmaktan. Siyasi iktidarın sopası konumuna gelen, onun emrini yerine getiren kişilere hakim denmez, onlar hakim, yargıç değillerdir. Dolayısıyla hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Eline silah mı aldı, birisini mi vurdu, gazetecinin elinde kalemi var. 146 gazeteci hapisteydi, oldu 147. Dünyada en çok hapishanelerinde gazeteci olan ülkeyiz, biz bunları görüşüyor, tartışıyoruz ama bu Ankara’daki beylerin niyetleri farklı, amaçları da farklı, bütün bu olayları görmezlikten geliyor, onların bir tek derdi var, nasıl biz birisini başkan yapacağız? Bütün dertleri bunun üzerine kurulu" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, Rusya Büyükelçisi suikastını değerlendirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirterek, "Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Terör, terörün amacı, teröristin amacı bellidir. Toplumda yılgınlık yaratmaktır terörün amacı. Baskıyla, kanla, acıyla gözyaşıyla istediklerini siyasi iktidara, topluma dikte ettirmektir. O nedenle söyledik, hep söyledik, yine söylüyorum, gerekçesi ne olursa olsun, nereden kimden gelirse gelsin bu ülkenin bütün vatandaşları terör karşısında olumlu bir tavır takınmak zorundadırlar. Hep birlikte terörü lanetlemek ve kınamak zorundayız. Teröre karşı bizden ne istiyorsa vermeye hazırız dedik, açık çek verdik size, siz devleti yönetiyorsunuz, bizden birşey istediniz vermediysek gelin bizi suçlayın. Ben terörü engelleyecektim, CHP şuna engel oldu. Neye engel olduk biz? Biz sizden sadece birşey istiyoruz, bu memlekette huzur, barış istiyoruz, analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede, bütün sokaklarda vatandaşlarımız huzur içinde gezsin istiyoruz. Eğer mücadele ise her türlü mücadeleyi vermeye hazırız. Terör konusunda mücadele, ciddi bir iştir. İstihbaratı çöken bir ülkede terörle mücadele yapılmaz. Ciddi ve güçlü bir istihbaratınızın olması lazım. Aynı zamanda teröre karşı diğer istihbarat örgütleriyle sıcak, yakın ilişki kurmak gerekiyor. Çünkü terör sadece yurtiçinde olan bir olay değil, yurtdışı kaynakları var terörün. Terörle mücadelede en etkili yol, terörün finansman kaynaklarını kesmektir. 3 bin 5 bin kişiyi besleyen bir terör örgütünü hiç mi merak etmiyorlar, bunların paraları nereden geliyor? Hiç mi üzerinde durmuyorlar, bunlar hangi kaynaklardan besleniyorlar?" ifadelerini kullandı.

“BU YOLLA TERÖR ÖNLENMEZ DEDİK”
"Bir devletin yapılanmasında bu sorular sorulmuyorsa terörle mücadele edilemez" diyen Kılıçdaroğlu, "Terörle mücadele akıl, bilgi işidir en önemlisi liyakat işidir. Siz, devlete liyakatı tamamen çökertirseniz terörle mücadee edemezsiniz. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Terörle mücadelede ayrıca dış politikaya da dikkat etmek zorundasınız. Komşunuzda yangın varsa elinizde benzin bidonu varsa terörü engelleyemezsiniz. Hiç kimse unutmasın o yangın sizin evinize de sıçrar, kimse unutmasın. Bugün geldiğimiz nokta budur. Siz terörle mücadele edeceksiniz, terör örgütünün üyesi saydığınız kişileri Ankara’ya davet etmeyecek, ayağına kırmızı halı sermeyeceksiniz. Terörle mücadele edecekseniz, devletin yani meşru bir organı gayrimeşru bir organla terör örgütüyle muhatap kılmayacak, masaya oturmayacaksınız. Oslo’da masaya oturdunuz, Habur’da masaya oturunuz. Terör örgütünün ayağına hakimleri, savcıları götürdünüz. İmralı’da masalar kurdunuz. Defalarca söyledik, bu yol yol değildir. Bu yolla terör önlenmez dedik. Bize dediler ki ’susun kardeşim, biz önleyeceğiz bunu’. Şunu söyledim, bu yolla dahi önlerseniz önce gelip ben sizi tebrik edeceğim ama önleyemediler. Faturayı kim ödüyor? Bu Ankara’da iktidar olan beylerin çocukları mı ödüyor? Hiçbirisi bile askere gitmiyor onların. Bu ülkenin gariban Anadolu vatandaşlarının çocukları ödüyor" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Babalar, gencecik fidan gibi çocuklarını mezara veriyorlar. Bunun üzerinde hepimizin durması lazım. Vicdanım sızlıyor, emin olun vicdanım sızlıyor. Böyle bir devlet yönetimi olamaz. 2002’de terörsüz bir Türkiye devralacaksın, 14 yılda Türkiye’yi terör batağının içine bırakacaksın. Nasıl oluyor bunlar? Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Rakamı da vereyim, 20 Temmuz’dan bu yana 843 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Siyasi sorumlusu kim bunların? Bir Allah’ın kulu da çıkıp, bu işin siyasi sorumluluğu bana aittir, ben önleyemedim ve bu nedenle görevi bırakıyorum dedi mi, demediler. Niye demiyor? Peki bu işin sorumlusu kim, bakkal mı, manav mı, sanayici mi? Ülkeyi yönetendir bu işin sorumluları. Yeri zamanı geliyor, koro halinde havuz medyası CHP’yi suçluyor. Allah akıl fikir versin bunlara, anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Terörü önleyecekseniz, radikal cihatçı gruplara kucak açmayacaksınız, onlara silah göndermeyeceksiniz, onları korumayacaksınız. Onların arkasında durmayacaksınız, durursanız terör batağı içinde bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya kalırız."

“AZMETTİRENLERİ BULMAMIZ GEREKİYOR”
Dün akşam, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Yakışmıyor Türkiye’ye, yakışmıyor. Öldüren kişinin bir polis olması, ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. O kişinin canlı yakalanmayıp da öldürülmesi yine ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. Kimse yok, niye canlı yakalamıyorsun? Kaldı ki bu saygıdeğer büyükelçi Türkiye ile Rusya ilişkilerinin düzelmesi için olağanüstü çaba harcayan bir büyükelçi. Uçak krizini karşılıklı giderelim diye çaba harcayan birisiydi. Kendisine ve Rus halkına başsağlığı ve taziyelerimizi iletiyoruz. Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikaste kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor. Kim azmettirdi, kim silahı verdi, kim söyledi? Fotoğraflara bakın arkasında duruyor, büyük bir kararlılıkla duruyor. Silahı çekiyor, sloganlar atıyor, vurduktan sonra yere düşen Büyükelçiyi ayrıca kurşunluyor. Böyle bir tablo, bu ülkenin vatandaşlarının hakettiği bir tablo değildir. Şiddetle kınıyoruz böyle bir tabloyu ve hükümet yetkililerine de sesleniyoruz. Bunun faillerini bulun yargının önüne çıkarın. Ne kadar çıkarırlar bilmiyorum" dedi.

NECİP HABLEMİTOĞLU SUİKASTI
Kılıçdaroğlu, tarihçi, yazar Necip Hablemitoğlu’nun da faili meçhul bir saldırıya kurban gittiğini anlatarak, "Dosya yine açılıyor? Düne kadar niye kapalıydı da dosyayı şimdi açıyorsun? Azmettirenler bulunmalı. Biz bütün bunları konuşurken, düşünürken bir gazeteci daha hapse atıldı. Hüsnü Mahal. Televizyonlarda program yapan, yazılar yazan bir gazeteci. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesini arzu eden bir gazeteci ve sağlık sorunu olan bir gazeteci. Çağırıyorsunuz, saatlerce, günlerce bekletiyorsunuz, sonra tutuklanmasına karar veriyorsunuz ama tutuklarken, ilk tutuklama gözaltına alma kararını tutuklama aşamasında değiştiriyorsunuz çünkü ona göre tutuklanamıyor ve o hakim tutukluyor. Yargıcın namusu adaletli davranmaktan geçer, adaletli davranmaktan. Siyasi iktidarın sopası konumuna gelen, onun emrini yerine getiren kişilere hakim denmez, onlar hakim, yargıç değillerdir. Dolayısıyla hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Eline silah mı aldı, birisini mi vurdu, gazetecinin elinde kalemi var. 146 gazeteci hapisteydi, oldu 147. Dünyada en çok hapishanelerinde gazeteci olan ülkeyiz, biz bunları görüşüyor, tartışıyoruz ama bu Ankara’daki beylerin niyetleri farklı, amaçları da farklı, bütün bu olayları görmezlikten geliyor, onların bir tek derdi var, nasıl biz birisini başkan yapacağız? Bütün dertleri bunun üzerine kurulu" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, Rusya Büyükelçisi suikastını değerlendirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirterek, "Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikasta kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmede bulunarak, "Terör, terörün amacı, teröristin amacı bellidir. Toplumda yılgınlık yaratmaktır terörün amacı. Baskıyla, kanla, acıyla gözyaşıyla istediklerini siyasi iktidara, topluma dikte ettirmektir. O nedenle söyledik, hep söyledik, yine söylüyorum, gerekçesi ne olursa olsun, nereden kimden gelirse gelsin bu ülkenin bütün vatandaşları terör karşısında olumlu bir tavır takınmak zorundadırlar. Hep birlikte terörü lanetlemek ve kınamak zorundayız. Teröre karşı bizden ne istiyorsa vermeye hazırız dedik, açık çek verdik size, siz devleti yönetiyorsunuz, bizden birşey istediniz vermediysek gelin bizi suçlayın. Ben terörü engelleyecektim, CHP şuna engel oldu. Neye engel olduk biz? Biz sizden sadece birşey istiyoruz, bu memlekette huzur, barış istiyoruz, analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede analar ağlamasın istiyoruz. Bu ülkede, bütün sokaklarda vatandaşlarımız huzur içinde gezsin istiyoruz. Eğer mücadele ise her türlü mücadeleyi vermeye hazırız. Terör konusunda mücadele, ciddi bir iştir. İstihbaratı çöken bir ülkede terörle mücadele yapılmaz. Ciddi ve güçlü bir istihbaratınızın olması lazım. Aynı zamanda teröre karşı diğer istihbarat örgütleriyle sıcak, yakın ilişki kurmak gerekiyor. Çünkü terör sadece yurtiçinde olan bir olay değil, yurtdışı kaynakları var terörün. Terörle mücadelede en etkili yol, terörün finansman kaynaklarını kesmektir. 3 bin 5 bin kişiyi besleyen bir terör örgütünü hiç mi merak etmiyorlar, bunların paraları nereden geliyor? Hiç mi üzerinde durmuyorlar, bunlar hangi kaynaklardan besleniyorlar?" ifadelerini kullandı.

“BU YOLLA TERÖR ÖNLENMEZ DEDİK”
"Bir devletin yapılanmasında bu sorular sorulmuyorsa terörle mücadele edilemez" diyen Kılıçdaroğlu, "Terörle mücadele akıl, bilgi işidir en önemlisi liyakat işidir. Siz, devlete liyakatı tamamen çökertirseniz terörle mücadee edemezsiniz. Türkiye’nin geldiği nokta budur. Terörle mücadelede ayrıca dış politikaya da dikkat etmek zorundasınız. Komşunuzda yangın varsa elinizde benzin bidonu varsa terörü engelleyemezsiniz. Hiç kimse unutmasın o yangın sizin evinize de sıçrar, kimse unutmasın. Bugün geldiğimiz nokta budur. Siz terörle mücadele edeceksiniz, terör örgütünün üyesi saydığınız kişileri Ankara’ya davet etmeyecek, ayağına kırmızı halı sermeyeceksiniz. Terörle mücadele edecekseniz, devletin yani meşru bir organı gayrimeşru bir organla terör örgütüyle muhatap kılmayacak, masaya oturmayacaksınız. Oslo’da masaya oturdunuz, Habur’da masaya oturunuz. Terör örgütünün ayağına hakimleri, savcıları götürdünüz. İmralı’da masalar kurdunuz. Defalarca söyledik, bu yol yol değildir. Bu yolla terör önlenmez dedik. Bize dediler ki ’susun kardeşim, biz önleyeceğiz bunu’. Şunu söyledim, bu yolla dahi önlerseniz önce gelip ben sizi tebrik edeceğim ama önleyemediler. Faturayı kim ödüyor? Bu Ankara’da iktidar olan beylerin çocukları mı ödüyor? Hiçbirisi bile askere gitmiyor onların. Bu ülkenin gariban Anadolu vatandaşlarının çocukları ödüyor" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Babalar, gencecik fidan gibi çocuklarını mezara veriyorlar. Bunun üzerinde hepimizin durması lazım. Vicdanım sızlıyor, emin olun vicdanım sızlıyor. Böyle bir devlet yönetimi olamaz. 2002’de terörsüz bir Türkiye devralacaksın, 14 yılda Türkiye’yi terör batağının içine bırakacaksın. Nasıl oluyor bunlar? Yüzlerce insanımız hayatını kaybetti. Rakamı da vereyim, 20 Temmuz’dan bu yana 843 güvenlik görevlimiz şehit oldu. Siyasi sorumlusu kim bunların? Bir Allah’ın kulu da çıkıp, bu işin siyasi sorumluluğu bana aittir, ben önleyemedim ve bu nedenle görevi bırakıyorum dedi mi, demediler. Niye demiyor? Peki bu işin sorumlusu kim, bakkal mı, manav mı, sanayici mi? Ülkeyi yönetendir bu işin sorumluları. Yeri zamanı geliyor, koro halinde havuz medyası CHP’yi suçluyor. Allah akıl fikir versin bunlara, anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Terörü önleyecekseniz, radikal cihatçı gruplara kucak açmayacaksınız, onlara silah göndermeyeceksiniz, onları korumayacaksınız. Onların arkasında durmayacaksınız, durursanız terör batağı içinde bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya kalırız."

“AZMETTİRENLERİ BULMAMIZ GEREKİYOR”
Dün akşam, Rusya’nın büyükelçisinin hain bir saldırıyla hayatını kaybettiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Yakışmıyor Türkiye’ye, yakışmıyor. Öldüren kişinin bir polis olması, ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. O kişinin canlı yakalanmayıp da öldürülmesi yine ayrıca üzerinde durmamız gereken bir noktadır. Kimse yok, niye canlı yakalamıyorsun? Kaldı ki bu saygıdeğer büyükelçi Türkiye ile Rusya ilişkilerinin düzelmesi için olağanüstü çaba harcayan bir büyükelçi. Uçak krizini karşılıklı giderelim diye çaba harcayan birisiydi. Kendisine ve Rus halkına başsağlığı ve taziyelerimizi iletiyoruz. Hiçbir yabancının kendi ülkemizde bir suikaste kurban gitmesini istemiyoruz. Onları korumak Türkiye Cumhuriyeti’nin şerefidir. Yeteri kadar koruyamıyorsak, ciddi bir sorun var. Onu öldürenden çok onu azmettirenleri bulmamız gerekiyor. Kim azmettirdi, kim silahı verdi, kim söyledi? Fotoğraflara bakın arkasında duruyor, büyük bir kararlılıkla duruyor. Silahı çekiyor, sloganlar atıyor, vurduktan sonra yere düşen Büyükelçiyi ayrıca kurşunluyor. Böyle bir tablo, bu ülkenin vatandaşlarının hakettiği bir tablo değildir. Şiddetle kınıyoruz böyle bir tabloyu ve hükümet yetkililerine de sesleniyoruz. Bunun faillerini bulun yargının önüne çıkarın. Ne kadar çıkarırlar bilmiyorum" dedi.

NECİP HABLEMİTOĞLU SUİKASTI
Kılıçdaroğlu, tarihçi, yazar Necip Hablemitoğlu’nun da faili meçhul bir saldırıya kurban gittiğini anlatarak, "Dosya yine açılıyor? Düne kadar niye kapalıydı da dosyayı şimdi açıyorsun? Azmettirenler bulunmalı. Biz bütün bunları konuşurken, düşünürken bir gazeteci daha hapse atıldı. Hüsnü Mahal. Televizyonlarda program yapan, yazılar yazan bir gazeteci. Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin düzelmesini arzu eden bir gazeteci ve sağlık sorunu olan bir gazeteci. Çağırıyorsunuz, saatlerce, günlerce bekletiyorsunuz, sonra tutuklanmasına karar veriyorsunuz ama tutuklarken, ilk tutuklama gözaltına alma kararını tutuklama aşamasında değiştiriyorsunuz çünkü ona göre tutuklanamıyor ve o hakim tutukluyor. Yargıcın namusu adaletli davranmaktan geçer, adaletli davranmaktan. Siyasi iktidarın sopası konumuna gelen, onun emrini yerine getiren kişilere hakim denmez, onlar hakim, yargıç değillerdir. Dolayısıyla hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım. Eline silah mı aldı, birisini mi vurdu, gazetecinin elinde kalemi var. 146 gazeteci hapisteydi, oldu 147. Dünyada en çok hapishanelerinde gazeteci olan ülkeyiz, biz bunları görüşüyor, tartışıyoruz ama bu Ankara’daki beylerin niyetleri farklı, amaçları da farklı, bütün bu olayları görmezlikten geliyor, onların bir tek derdi var, nasıl biz birisini başkan yapacağız? Bütün dertleri bunun üzerine kurulu" şeklinde konuştu.
(Pelin Üzek / İHA)

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner205